Bir kurumun gerçek gücü, yalnızca temsil ettiği üye sayısıyla değil, üyelerinin güveni ve karar süreçlerine katılımıyla ölçülür.
İstanbul Ticaret Odası, Türkiye’nin ticari hayatında önemli bir yere sahip olan, farklı sektörlerden binlerce işletmenin beklentilerini ve sorunlarını temsil eden köklü bir kurumdur. Bu nedenle 27 Ekim 2026 tarihinde gerçekleştirilecek İTO meslek komitesi ve meclis üyeliği seçimleri, yalnızca oda içindeki görevlerin belirleneceği bir süreç olarak görülmemelidir. Bu seçimler, aynı zamanda ticaret dünyasının temsil anlayışını, kurumsal sorumluluğunu ve geleceğe yönelik beklentilerini değerlendirmek için önemli bir fırsattır.
Ticaret, yalnızca mal ve hizmet alışverişinden ibaret değildir. Güven, itibar, hakkaniyet, iletişim ve karşılıklı sorumluluk da ticari hayatın temel unsurlarıdır. Bu değerlerin temsil edildiği kurumların da aynı anlayışla hareket etmesi gerekir.
Temsil, bir unvandan önce sorumluluktur
Meslek komitelerinde ve meclislerde görev almak, yalnızca bir makamı işgal etmek anlamına gelmez. Bu görev, aynı sektörde faaliyet gösteren işletmelerin sorunlarını dinlemeyi, taleplerini doğru anlamayı ve çözüm arayışlarını ilgili mercilere taşımayı gerektirir.
Bir temsilcinin başarısı, seçim döneminde kaç kişiye ulaştığı kadar, seçildikten sonra kaç kişinin sorununa eğildiğiyle de değerlendirilmelidir.
Küçük işletmelerin finansmana erişiminden üreticilerin maliyet baskısına, ihracatçıların yeni pazarlara ulaşmasından girişimcilerin nitelikli iş gücü ihtiyacına kadar ticaret dünyasının gündeminde pek çok mesele bulunmaktadır. Bu sorunların çözümü, temsilcilerin sektörleriyle düzenli iletişim kurmasını ve üyelerin beklentilerini kurumsal gündeme taşımasını zorunlu kılar.
Temsilin değeri, verilen sözlerin somut çalışmalara dönüşmesiyle ortaya çıkar.
Sandığa katılım, kurumsal aidiyetin göstergesidir
Geniş bir üye kitlesine sahip kurumlarda seçimlere katılım konusu ayrıca önem taşır. Üyelerin sandığa gitmesi, yalnızca adaylar arasında tercih yapmak değildir; aynı zamanda kendi mesleki gelecekleriyle ilgili kararlara ilgi gösterdiklerini ortaya koymaktır.
Düşük katılım, üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur. Üyeler kurumlarıyla ne kadar iletişim kurabiliyor? Mesleki komitelerin faaliyetlerinden ne ölçüde haberdar oluyor? Seçim dönemleri dışında da görüşlerinin dikkate alındığını hissediyor mu?
Bu sorulara verilecek cevaplar, gelecekte daha güçlü bir temsil kültürünün oluşmasına katkı sağlayabilir.
Katılımı artırmak yalnızca seçim günü yapılan çağrılarla mümkün değildir. Üyeleri bilgilendiren, faaliyetlerini açıkça paylaşan ve sorunlara çözüm üretmeye çalışan bir kurumsal yaklaşım, aidiyet duygusunu güçlendirir.
Rekabetin kalitesi, ticaretin geleceğini etkiler
Seçimlerde farklı adayların ve listelerin yarışması, üyelerin tercihlerini ortaya koyabilmesi bakımından önemlidir. Ancak rekabetin niteliğini belirleyen unsur, yalnızca kaç adayın yarıştığı değil; adayların hangi fikirleri, projeleri ve çözüm önerilerini ortaya koyduğudur.
Kişisel tartışmaların yerine mesleki sorunların konuşulduğu, karşılıklı saygının korunduğu ve vaatlerin gerçekçi önerilerle desteklendiği bir seçim ortamı, kuruma duyulan güveni artırır.
Hiçbir liste veya aday, üyelerin desteğini kendiliğinden kazanılmış bir hak olarak görmemelidir. Güven, açıklıkla ve hizmetle kazanılır. Üyeler de tercihlerini değerlendirirken yalnızca seçim dönemindeki söylemlere değil, ortaya konulan projelere, temsil anlayışına ve sorumluluk bilincine bakmalıdır.
Şeffaflık, güvenin temelidir
Seçimlerin mevzuata uygun, açık ve tarafsız biçimde yürütülmesi; seçmen listelerinden oy verme ve sayım işlemlerine kadar bütün aşamaların anlaşılır olması, kurumsal güven açısından büyük önem taşır.
Bu konuda yapılacak her iyileştirme, yalnızca bir seçim sürecini değil, kurumun genel itibarını da güçlendirir. Soruların usulüne uygun cevaplandırılması, itirazların ilgili mercilerce değerlendirilmesi ve sonuçların açık biçimde ortaya konulması, bütün tarafların yararınadır.
Kurumsal güven, yalnızca seçim kazananlarının değil, kurumun çatısı altındaki bütün üyelerin ortak değeridir.
Seçimden sonra da iletişim devam etmeli
Seçim sonuçları açıklandığında bir yarış sona erebilir; ancak temsil sorumluluğu yeni başlar. Seçilenlerin kendilerine oy verenlerle sınırlı kalmadan bütün meslek grubunun ihtiyaçlarına eğilmesi gerekir.
Meslek komitelerinin çalışmaları, üyelerin takip edebileceği şekilde paylaşılmalı; gündeme alınan sorunlar, yapılan girişimler ve elde edilen sonuçlar hakkında düzenli bilgilendirme yapılmalıdır. Böylece üyeler, temsil mekanizmasının yalnızca seçim dönemlerinde değil, yıl boyunca işlediğini görebilir.
Bu yaklaşım, kurumsal hafızanın gelişmesine, üyelerle temsilciler arasındaki bağın güçlenmesine ve mesleki dayanışmanın artmasına katkı sunar.
Güçlü ticaret, güçlü temsil ile mümkündür
İstanbul’un ticari potansiyeli, Türkiye ekonomisi açısından büyük bir değerdir. Bu potansiyelin daha iyi değerlendirilmesi için işletmelerin sorunlarının doğru anlaşılması, girişimciliğin desteklenmesi, üretimin güçlendirilmesi ve istihdamın geliştirilmesi gerekir.
Ticaret odaları da bu süreçte yalnızca temsil makamları değil, sektörler arasında iletişimi güçlendiren ve ekonomik sorunların çözümüne katkı sunan kurumlar olmalıdır.
27 Ekim 2026 İTO seçimlerinin; demokratik olgunluk, adil rekabet, şeffaflık ve karşılıklı saygı içerisinde gerçekleşmesini temenni ediyoruz. Sandığa giden her üyenin tercihi değerlidir. Seçilen her temsilcinin de bu tercihin kendisine yüklediği sorumluluğun bilinciyle hareket etmesi beklenir.
Çünkü ticari hayatın geleceği yalnızca işletmelerin ekonomik gücüyle değil, onları temsil eden kurumların niteliğiyle de şekillenir.
Unutmayalım: Seçim, temsilin başlangıcıdır; asıl başarı, güveni hizmete dönüştürebilmektir.
Tümü İstihdam Sağlayan Girişimci İş İnsanları Derneği (TÜSKİAD)
Genel Başkanı Zeydan Aydın

