Picture of Reyhan Soykan
Reyhan Soykan
TÜSKİAD Bursa İl Temsilcisi
Eğitim Sektörü Köşe Yazarı
Beşiktaş Jimnastik Kulübü Kongre Üyesi

Ekonomik Eşitsizlik

Feodal toplumdan modern topluma kadar dünya tarihi boyunca sosyo-ekonomik eşitsizlik büyük bir sorun olmuştur. Gelişmiş dünyanın devlet ekonomisine entegre olan ekonomi yapısı ve küresel piyasa sistemi, ekonomik eşitsizliği her zamankinden daha acil bir sorun haline getirmiştir. Birçok gelişmiş ülkede ekonomik büyümenin faydaları en yüksek gelir ve servet sahipleri tarafından ele geçirilmiştir. Bu durum, “üçte iki” toplumunun ortaya çıkmasına yol açmıştır. Yani, toplam nüfusun üçte biri ekonomik büyümenin tüm faydalarından yararlanmış ve yüksek gelirli kişilerdir; diğer üçte biri ise işgücü piyasasına katılmaktadır ancak gelirleri durağandır. Öte yandan, toplam nüfusun son üçte biri yaşlılık, işsizlik, hastalık veya engellilik nedeniyle piyasa ürünlerinin tüm faydalarından yararlanamamaktadır. Düşük gelirli ailelerden gelen gençler okul ücretlerini karşılayamamakta ve yoksulluk döngüsünden kurtulma şansları bulunmamaktadır. Her şeyden önce, gelir eşitsizliğinin temel nedeni ücretlerdeki farklılıktır. Gelişmiş ülkelerin neredeyse tamamında yüksek vasıflı ve düşük vasıflı işçiler arasında ücret farklılıkları yaşanmaktadır. Küreselleşme, iletişim ve teknolojik gelişmeler nedeniyle, bir işçinin beceri seti ve bilgisi, işinin değerini belirleyecektir. Bu nedenle, profesyonel veya vasıflı işçiler, düşük vasıflı işçilere kıyasla daha yüksek ücret talep edebilirler. Buna bağlı olarak, gelişmekte olan ve gelişmiş ülkelerin ekonomi politikaları, yüksek gelirli kesim üzerinde olumlu, düşük ve orta gelirli kesim üzerinde ise kısmen olumsuz bir etki yaratmaktadır. Örneğin, gelir vergisi, tüketim vergisi, eğitim ve sağlık politikaları. Tüm bu politikalar ve çıkar gruplarının gücü, ülkeler genelinde gelir dağılımını belirleyebilir. Devlet vergisi genellikle gelire dayanmaktadır. Zenginlerin gelirlerinin daha yüksek bir oranında vergilendirildiği artan oranlı bir vergi sistemi, gelirin zenginlerden yoksullara yeniden dağıtılmasına yardımcı olabilir. Bunun yanı sıra, birçok ülkede sermaye geliri, emek gelirine kıyasla daha düşük oranda vergilendirilmektedir. Yatırım getirisi, hisse senedi değer artışı ve miras, toplumun en zengin kesiminin gelirini önemli ölçüde etkiler.

Sonuç olarak, her ülkenin karşılaştığı temel sorun olan ekonomik eşitsizliğin, gelir eşitsizliğine neden olan birkaç faktörü vardır. Bu faktörler arasında ücret farklılıkları, ülkelerin ekonomi politikaları ve çıkar gruplarının gücü yer almaktadır. Bu faktörler, ülkeler genelinde gelir dağılımını belirleyebilir. Bu nedenle, politika yapıcılar, zenginlerin daha da zenginleşmesine ve fakirlerin daha da fakirleşmesine neden olabilecek boşlukları kapatmaya odaklanmalıdır. Çalışanlar, istihdamda kalabilmek için yaşam boyu öğrenmeye devam etmeli ve becerilerini geliştirmelidir. Ekonominin başarısı, hayatın her kesimine bağlıdır. Herkes toplumdaki zengin ve fakir arasındaki uçurumu daraltmaya çalışmalıdır. Şu ana kadar ülkelerin her kesimi ekonomik eşitsizlikle karşı karşıya. Ancak, modern teknoloji ve devlet yönetiminin adil ve hakkaniyetli politikalarıyla bu sosyoekonomik soruna son verebileceğimize inanıyorum.

Ekonomik Eşitsizliği Gidermeye Yönelik Çözümler
Asgari ücreti artırın: Asgari ücretle çalışan çoğu işçi zaten aileyi yoksulluk sınırının altına sürüklüyor ve konut, eğitim ve sağlık hizmetlerinin maliyeti arttıkça ve zamanla enflasyon nedeniyle asgari ücretin değeri aşındıkça durumları daha da kötüleşecek. Düşük ve orta gelirli çalışan bireylere ve ailelere fayda sağlayan federal ve eyalet düzeyindeki Kazanılmış Gelir Vergisi Kredisi’ni genişleterek ve artırarak bu eşitsizliği azaltabilir ve daha fazla insanın iş aramasını teşvik edebilir, ayrıca işçiler için daha adil ücretler sağlayabiliriz. Ardından, artan vergi sistemini iyileştirin: Başka bir deyişle, zenginler için vergi oranını artırarak zengin ve fakir arasındaki artan uçurumu daraltabiliriz. Zenginlere fayda sağladığı varsayılan vergi teşviklerini ortadan kaldırmak da gereklidir. Ayrıca, servete bir sınır koymanın zamanı geldi. Servet eşitsizliğinin önemli sonuçları nedeniyle, hükümetin zengin ve fakir arasındaki servet uçurumunu kapatmak için daha fazla önlem alması gerekmektedir. Örneğin, en zengin bireylerin toplam servetin belirli bir yüzdesine sahip olmalarına izin verilmeli ve servetlerinin geri kalanı evsizlere, yoksullara, hastalara, eğitimsizlere ve güçsüzlere yardım için kullanılmalıdır. Bu uzun süredir devam eden sorunu hafifletmek için, kolektif eylemi teşvik etmek ve son olarak toplum genelinde ayrımcılık karşıtı ve adil muamele bilincini geliştirmek gibi daha ileri adımlar da atılmalıdır.