Picture of Zeydan Aydın
Zeydan Aydın
TÜSKİAD Yönetim Kurulu ve Kurucu Başkanı
Köşe Yazarı

Bir Çağın Eşiğinde: Büyük Tehditler, Büyük Çöküşler ve Sessiz Alışkanlıklarımız

İçinde bulunduğumuz çağ, insanlık tarihinin belki de en kırılgan eşiklerinden birine işaret ediyor.

Su kaynaklarının hızla tükenmesi, gıda arzının giderek daralması, küresel ölçekte derinleşen ekonomik krizler ve tüm bunların üzerine eklemlenen sistematik gelir dağılımı eşitsizliği…

Bunlar artık birer öngörü değil, yaşadığımız somut gerçeklerdir.

Ne yazık ki bu gerçeklik, sadece maddi yoksunluklarla sınırlı kalmamakta; hukuksuzluğun sıradanlaştığı, adalet duygusunun aşındığı bir yaşam biçimini de beraberinde getirmektedir.

Bugün dünya, büyük felaketlerin ve büyük tehditlerin gölgesinde ilerlerken, toplumlar bu zorluklara hazırlıklı olmak yerine çoğu zaman sessiz bir kabulleniş içine sürüklenmektedir.

Oysa karşı karşıya olduğumuz riskler, bireysel tedbirlerle aşılabilecek türden değildir.

Su krizinden gıda kıtlığına, ekonomik belirsizlikten sosyal çözülmeye kadar uzanan bu çok katmanlı sorunlar, aynı zamanda bir medeniyet krizinin işaret fişekleridir.

Bu krizin en derin yansımalarından biri ise aile yapılarında ve toplumsal dokuda kendini göstermektedir.

Aile bağları sarsılmakta, kuşaklar arasındaki denge bozulmakta, nüfus yapısı sağlıksız bir biçimde değişmektedir.

Yeni neslin çalışma isteksizliği olarak adlandırılan durum, aslında daha derin bir anlam taşımaktadır: Emek kavramının değersizleştirildiği, sabrın ve üretmenin yerini hızın ve görünürlüğün aldığı bir çağda, gençler emekle değil “kısa yoldan” kazanılan hayallerle beslenmektedir.

Bugün birçok işverenin en temel şikâyeti aynıdır: “Çalışacak insan bulamıyoruz.”

Bu durum yalnızca ekonomik bir problem değil, aynı zamanda kültürel bir alarmdır.

Sosyal medya platformları ve benzeri dijital mecralar, emeksiz kazancı yücelten bir algı dünyası inşa etmiş durumdadır.

TikTok, Instagram, Facebook ve benzeri platformlar; genç zihinlere, çalışmadan zengin olma fikrini bir hedef olarak sunmaktadır.

Buna şans oyunları ve benzeri uygulamalar da eklendiğinde, üretimden kopuk, beklentiyle yaşayan bir kuşak gerçeğiyle yüzleşiyoruz.

Bu tablo sadece ekonomiyi değil, sanatı da öldürmektedir.

Çünkü sanat sabır ister, derinlik ister, emek ister.

Oysa hız çağında derinliğin yerini yüzeysellik, kalıcılığın yerini geçici alkışlar almıştır.

Yeni dünya düzeni olarak adlandırılan bu sistem, yalnızca ekonomileri değil; aileleri, dostlukları ve insani bağları da parça parça çözmektedir.

İnsanlar artık birbirlerinden mesafeli durmaktadır.

İletişim hiç olmadığı kadar kolaylaşmışken, diyalog hiç olmadığı kadar zayıflamıştır.

Yüz yüze konuşmanın yerini mesajlaşmalar almış, duygular emojilere sıkışmış, samimiyet ekranların arkasına gizlenmiştir.

Aynı sofrada oturan bireyler bile birbirine yabancılaşmış; dostluklar, menfaat eksenli ilişkilerin gölgesinde anlamını yitirmeye başlamıştır.

Tüm bu yaşananlar bize şunu açıkça göstermektedir: Büyük felaketler, büyük tehditler ve büyük zorluklar kapımızdadır.

Ancak asıl tehlike, bu tehditlere alışmak ve onları olağan kabul etmektir.

Çünkü bir toplum, felaketlerle değil; felaketleri kanıksadığı anda çöker.

Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey; yeniden düşünmek, yeniden sorgulamak ve aynı stratejik hedefler doğrultusunda toplumsal bir bilinç inşa etmektir.

Suya, gıdaya, emeğe, aileye, sanata ve insana yeniden değer vermek zorundayız. Aksi takdirde, geleceği tehdit eden krizler yalnızca doğadan ya da ekonomiden değil; insanın kendi elleriyle inşa ettiği bu duyarsızlıktan beslenecektir.


Zeydan AYDIN
TÜSKİAD Genel Başkanı

Kaynak: https://gastetv.com/