Picture of Reyhan Soykan
Reyhan Soykan
TÜSKİAD Bursa İl Temsilcisi
Eğitim Sektörü Köşe Yazarı
Beşiktaş Jimnastik Kulübü Kongre Üyesi

TÜKETİM ÇILGINLIĞI VE DİDEROT ETKİSİ

Öz farkındalık üzerinde çalışın: Aşırı tüketimin ana sebeplerinden birisi, sahip olduklarımızın bizi betimlediğine ve toplum karşısında statümüzü artırdığına olan inancımızdır. Bu inancın tuzağına düşmemek için alışveriş yaparken “Bu ürünü ihtiyacım olduğu için mi yoksa beni tanıdıklarım karşısında daha iyi göstereceği için mi alıyorum?” tarzında sorular sorarak kendinizi daha iyi kararlar verme doğrultusunda eğitebilirsiniz. Öz farkındalığınızdaki artış, kişilik ve kimliğiniz üzerinde kontrolünüzü artırarak dış etkenler tarafından kontrol edilmenizi engeller.

İhtiyaç listesi oluşturun: Çoğu ürünün set veya koleksiyon halinde satıldığı çağımızda, uyumun büyüsüne kapılmamak hayli zor olabilir. Özellikle indirim ve kampanya dönemlerinin bu büyüyü pekiştirdiği zamanlarda gerçek ihtiyaçlarınızı bilerek hareket etmeniz çok önemlidir. Alışverişe başlamadan önce ihtiyaçlarınızın listesini oluşturmak, gereksiz tüketime kapılma ihtimalinizi azaltacaktır. Hatta alışveriş öncesi bir adım daha atıp, eşyalarınızı gözden geçirerek kullanmadığınız ürünleri elden çıkarmak, halihazırda kurduğunuz düzene uyumlu ürünler satın almanızı sağlayacaktır.

Bütçe belirleyin: Cebimizdeki kredi kartları, sahip olduğumuz para konusunda bizi yanılgıya düşürebiliyor. Bu yanılgıyı aşarak, hem süreç sonunda borçlu çıkma hem de Diderot Etkisi’ne kapılma riskini azaltabilirsiniz. Aylık gelir hesabınız üzerinden bir alışveriş bütçesi belirlemek çözümün ilk adımı olabilir. Bu bağlamda 50-30-20 kuralı gibi yöntemlerden faydalanabilirsiniz.

Önceliklerinizi belirlemek için zihinsel alıştırmalar yapın: Evinizde bir yangın çıktığını hayal edin. Evde herhangi bir canlı yok ve beş tane eşyanızı kurtarmak için yeterli vaktiniz var. Hangi eşyalarınızı kurtarırdınız? Bu tarz zihin egzersizleri sahip olduğunuz tüm ürünleri değerlendirmenize ve hangi eşyalara neden değer verdiğinizi fark etmenize olanak tanır. Bu sayede gereksiz tüketimle biriken eşyalar arasında kaybolmak yerine, sahip olduklarınızın ve ihtiyaçlarınızın farkına varırsınız.

Aşırı tüketim, günümüzün reddedilmez bir gerçeği haline geldi. Ancak, Diderot’nun da yazısında belirttiği gibi tüketimin kölesi olmadan yaşamak da mümkün:

Tüketim kavramı, üretilen ürünlerin kullanılması ve tüketilmesi olarak ifade edilmektedir. İnsanoğlunun varoluşundan bu yana tüketim kavramı her zaman insan hayatının merkezinde yer almaktadır. Bireyler yaşamlarının erken dönemlerinde ihtiyaç temelli tüketime odaklanırken, günümüzde bu durum ihtiyaçtan arzu kültürüne dönüşmektedir. Tüketimdeki bu değişim birden fazla kategoriden oluşmaktadır. Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi, tüketiciler için ihtiyaç kategorilerine göre birden fazla kategoriyi sıralamaktadır. Bu kategoriler ‘fizyolojik, güvenlik, sosyal, aidiyet ve kendini gerçekleştirme’ den oluşmaktadır. Geçmişten günümüze tüketicilerin ihtiyaç kategorilerine bir yenisinin daha eklendiği görülmektedir.